Sinüs Hastalıkları ve Sinüzit Cerrahisi

Paranazal sinüsler; yanaklarda, alında ve gözlerin arasında yer alan, burun çevresindeki hava dolu boşluklardır. Bu sinüslerin tıkanması veya iltihaplanması; yüz bölgesinde baskı hissi, burun tıkanıklığı, baş ağrısı, geniz akıntısı ve sürekli “tıkanık” ya da yorgun hissetme gibi şikâyetlere yol açabilir.

Burun ve sinüs hastalıklarıyla özel olarak ilgilenen bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı (KBB Uzmanı) olan Dr. Mustafa Çakır, tekrarlayan enfeksiyonlardan cerrahi gerektiren kronik sinüzite kadar geniş bir yelpazedeki sinüs hastalıklarını teşhis eder ve tedavisini planlar.

Sinus Diseases and Sinusitis Surgery

Doctor Mustafa Clinic

Sinus Diseases and Sinusitis Surgery

The paranasal sinuses are air-filled cavities around the nose, located in the cheeks, forehead and between the eyes. When they become blocked or inflamed, they can cause facial pressure, nasal congestion, headaches, post-nasal drip and a constant feeling of being “blocked” or tired. As an Otolaryngologist (ENT Specialist) with a special focus on nasal and sinus problems, Dr. Mustafa Çakır diagnoses and treats a wide range of sinus diseases, from recurrent infections to chronic sinusitis that requires surgery.

Sinüs Hastalıkları Nelerdir?

Sinüs hastalıkları, sinüslerin iç yüzeyinin şişip düzgün şekilde boşalamadığı durumları kapsar. Bu durumda mukus ve salgılar sinüslerde birikir ve bakterilerin, virüslerin veya mantarların çoğalabileceği bir ortam oluşur. Bazı kişilerde altta yatan sebep burun eğriliği (septum deviasyonu) veya daralmış sinüs kanalları gibi yapısal sorunlardır; diğerlerinde ise alerjiler, burun polipleri veya çevresel faktörler önemli rol oynar.

Sinüzit iki şekilde görülebilir:
Akut sinüzit, genellikle bir soğuk algınlığını takiben birkaç gün veya hafta sürer.
Kronik sinüzit ise tedaviye rağmen üç ay veya daha uzun süren şikâyetlerle karakterizedir.

Kronik sinüzit; sürekli burun tıkanıklığı, koyu renkli akıntı, koku duyusunda azalma, yüz baskısı ve genel bir yorgunluk hissine neden olabilir. Birçok hastada bu belirtiler; uyku kalitesini, iş performansını, konsantrasyonu ve genel yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler.

Belirtiler ve Ne Zaman Yardım Almalısınız?

Birçok kişi grip sonrası veya alerji dönemlerinde zaman zaman sinüs şikayetleri yaşayabilir; ancak belirtiler sık tekrar ediyorsa, uzun sürüyorsa veya basit tedavilere rağmen geçmiyorsa, bu durum sinüs hastalığı açısından önem taşır. Tipik belirtiler arasında geçmeyen burun tıkanıklığı, kalın veya renki burun akıntısı, göz çevresi, yanaklar veya alında ağrı ve baskı hissi, geniz akıntısı ve sık boğaz temizleme ihtiyacı, kötü nefes kokusu, koku duyusunda azalma veya kayıp ile sinüs basıncına bağlı tekrarlayan baş ağrıları bulunur.

Bu şikayetler haftalarca devam ediyorsa, yıl içinde sık tekrar ediyorsa veya günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlıyorsa, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilir. Erken ve doğru tanı, gereksiz antibiyotik kullanımını, uzun süreli rahatsızlığı ve etkili tedavinin gecikmesini önlemeye yardımcı olur.

KBB Değerlendirmesi ve Tanı

Muayene sırasında Dr. Mustafa Çakır, hastanın öyküsünü dikkatle dinler: şikâyetlerin ne kadar süredir devam ettiği, bilinen alerjilerin olup olmadığı, daha önce geçirilen enfeksiyonlar veya ameliyatlar, kullanılan ilaçlar ve bu ilaçların nasıl etki ettiğini sorar. Ardından burun boşlukları ve sinüs kanallarına odaklanan ayrıntılı bir kulak burun boğaz muayenesi yapar.

Burun içini değerlendirmek için sıkça nazal endoskopi kullanılır; ince bir kamera ile yapılan bu nazik işlem, mukozanın durumu, şişlik, polip, iltihap veya akıntı gibi bulguların görülmesini ve sinüslerin drenaj yollarının değerlendirilmesini sağlar. Kronik sinüzit, nazal polip veya komplike enfeksiyon şüphesinde, sinüslerin BT (tomografi) görüntülemesi istenebilir. Bu görüntüler, sinüs anatomisini ve tıkanıklığın olduğu bölgeleri net şekilde gösterir ve en uygun tedavi planının oluşturulmasına yardımcı olur.

Sinüzitin Tıbbi Tedavisi

Her sinüs hastalığı ameliyat gerektirmez. Özellikle akut veya daha hafif durumlarda, birçok hasta tıbbi tedaviyle belirgin şekilde rahatlar. Nedene ve şiddete göre tedavi; mukozayı temizlemek ve nemlendirmek için tuzlu su (serum fizyolojik) yıkamaları veya spreyleri, iltihabı ve şişliği azaltmak için topikal nazal kortikosteroid spreyleri, bakteriyel enfeksiyonlar için uygun süreli antibiyotik tedavileri, antihistaminikler veya diğer alerji ilaçları, dikkatli ve sınırlı süre kullanılan dekongestanlar ve bazı hastalarda polip veya ileri derecede şişlik varsa kısa süreli oral kortikosteroidler içerebilir.

Dr. Mustafa Çakır, her hastanın yaşı, genel sağlık durumu, şikâyetlerin şekli ve görüntüleme sonuçlarına göre kişiye özel bir tıbbi tedavi planı oluşturur. Amaç; iltihabı kontrol altına almak, normal sinüs drenajını yeniden sağlamak ve sinüzit ataklarını azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmaktır. Tıbbi tedaviye rağmen şikâyetler devam ederse veya yapısal problemler normal havalanmayı engelliyorsa, cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.

Sinüs Ameliyatı Ne Zaman Gerekir?

Sinüs ameliyatı genellikle tıbbi tedaviye yeterli yanıt vermeyen kronik sinüzit hastalarında, burun ve sinüsleri tekrar tekrar tıkayan nazal polip varlığında ve görüntülemelerde kalıcı tıkanıklık görülen tekrarlayan akut sinüzit vakalarında değerlendirilir. Ayrıca bazı mantar kaynaklı sinüs enfeksiyonları, gözü veya çevresindeki yapıları etkileyen komplikasyonlar ve ilaçların sinüs boşluklarına daha etkili ulaşabilmesi için drenaj yollarının genişletilmesi gereken durumlar da ameliyat endikasyonları arasındadır.

Ameliyatın amacı sadece “tek seferlik enfeksiyonu temizlemek” değildir; temel havalanma ve drenaj problemini kalıcı olarak düzeltmek, sinüslerin uzun vadede normal işlevini sürdürebilmesini sağlamaktır. Ameliyattan sonra tıbbi tedavi gerekebilir; ancak sinüsler açıldığında ve iyi havalandığında bu tedavilerin etkinliği belirgin şekilde artar.

Endoskopik Sinüs Cerrahisi

Günümüzde en sık kullanılan cerrahi teknik endoskopik sinüs cerrahisidir. Bu, dışarıdan herhangi bir kesi yapılmadan, burun deliklerinden gerçekleştirilen minimal invaziv bir işlemdir. İnce endoskoplar ve özel cerrahi aletler kullanılarak, Dr. Mustafa Çakır burun içinde büyütülmüş ve yüksek çözünürlüklü görüntü eşliğinde çalışır.

Ameliyat sırasında sinüslerin tıkalı doğal açıklıkları nazikçe genişletilir, hastalıklı doku ve polipler çıkarılır ve drenajı engelleyen kemik bölmeler düzeltilir. Normal mukozanın ve önemli yapıların korunmasına özen gösterilir, böylece daha açık ve fonksiyonel bir sinüs sistemi oluşturulur. Birçok hastada endoskopik sinüs cerrahisi, septoplasti (burun eğriliğinin düzeltilmesi) ve konka prosedürleri ile kombinlenerek genel burun hava akımı iyileştirilir.

Endoskopik yaklaşım sayesinde dışarıda herhangi bir iz oluşmaz ve modern ekipmanın sağladığı hassasiyet, hastanın bireysel sinüs anatomisine uygun, hedeflenmiş ve kişiselleştirilmiş bir düzeltme yapılmasına olanak tanır.

Riskler ve Güvenlik

Her cerrahi işlemde olduğu gibi, sinüs cerrahisi de bazı riskler taşır. Bunlar arasında; kanama, enfeksiyon, burun içi skar dokusu oluşumu, belirtilerin devam etmesi veya tekrarlaması ve çok nadir olarak göz veya kafa tabanı gibi çevre yapılara zarar gelmesi sayılabilir. Ameliyat kararı öncesinde Dr. Mustafa Çakır, bu riskleri hastaya anlaşılır bir dille açıklar ve riskleri azaltmak için alınan önlemleri anlatır.

Titiz ameliyat öncesi planlama, sinüs anatomisi konusunda detaylı bilgi ve modern endoskopik tekniklerin kullanımı, güvenliği artıran önemli unsurlardır. Cerrahi kararı her zaman hastayla birlikte, belirtilerin şiddeti, yaşam kalitesi üzerindeki etkisi ve beklenen faydalar göz önünde bulundurularak verilir.

 

Sinüs Cerrahisi Sonrası İyileşme

Endoskopik sinüs cerrahisi sonrası iyileşme genellikle iyi tolere edilir. Hastaların çoğu, ameliyatın kapsamına ve genel durumlarına bağlı olarak aynı gün veya kısa bir hastane kalışının ardından taburcu olur. İlk günlerde burun tıkanıklığı, hafif kanama ve burun ile alın bölgesinde basınç veya dolgunluk hissi yaşanması normaldir. Ağrı genellikle hafif ila orta şiddette olup ilaçlarla kontrol edilebilir.

Erken iyileşme döneminde ağır egzersizlerden, burun sümkürmekten ve aşırı sıcak ortamlardan kaçınılmalıdır. Ameliyat bölgesinin temizlenmesi ve iyileşmenin desteklenmesi için tuzlu su ile burun yıkamaları sıkça önerilir. İlk haftalarda Dr. Mustafa Çakır ile yapılan kontrol randevuları çok önemlidir; bu ziyaretlerde burun endoskopik olarak incelenir, kabuklar nazikçe temizlenir ve iyileşme süreci yakından takip edilir.

Hastaların çoğu, iyileşme ilerledikçe burun solunumunda düzelme, yüz bölgesinde basınç ve enfeksiyonlarda azalma fark eder. Tam iç iyileşme birkaç hafta sürer; ancak uzun vadede elde edilen fayda, konforun artması, yaşam kalitesinin yükselmesi ve burun spreyleri gibi tıbbi tedavilere verilen yanıtın iyileşmesidir.